Öyle düzenli bir üzüntü ve kaos yaşıyor ki bazıları; her daim sarsılmaz ve istikrarlı hayat kalitelerine imrenirken buluyorum kendimi. Ferah kış bahçelerinde çaylarını yudumlarken cinsel problemlerini konuşup, kocaman SUV’larına binip başka başka yerlere sıkıntı içinde gidiyorlar. Her genç kızın hayali, o geniş ve bir o kadar minimalist mutfaklarında akşamdan-kalmayım-çok-berbat-haldeyim diye hayıflanıp, Alman malı beyaz pvc pencerelerinin ardında güneş parıldarken, katalog sayfalarından fırlamış salonlarında tuhaf bir umutsuzluk içinde oturuyorlar. Sabah, margarin reklamlarındaki gibi güzel, margarin haricinde üzerinde her şey bulunan kahvaltı masalarına oturup; o mutlu tabloyu çiziyorlar. Garajlarının önünde teke tek basket maçı yapmak için potalar ve evlerini çevreleyen yemyeşil çimenler var. Hani tam öyle bir düzen ki... Sanki birazdan filmin kötü adamı gelip, bu kusursuzluk abidesini sırf onların “aile bilincini güçlendirmek” adına bozmaya çalışacak. Birkaç sinirli davranış ve biraz gözyaşı sonrasında polis aracının ya da ambulansın ışığı yüzüne vururken ellerinde birer bardak sıcak çay, sırtlarında battaniye; felaketten az önce kurtulmuş Holywood yıldızlarını oynayacaklar. Ancak İsviçre Alplerine uçakları düşerse, yatları fırtınaya yakalanırsa, spor arabaları Güney Fransa Sahilleri’nde bir yerlerde kontrolünü yitirip de denize uçarsa ölür bu insanlar. Sarayburnu’ndan aşağı beyaz bir Şahin’le uçmazlar, ya da durakta beklerken freni patlamış belediye otobüsü tarafından ezilmezler. Ölümleri bile farklı olur... Ölümlerinin ardından mumları yakıp ya da ışıkları loşlaştırıp içki içerek, büyük ekranlı televizyonlarının karşısında eski tatillerini, çocuklarının ilk adımını, ileride hatıra olsun diye çekilmiş bütün komiklikleri izleyerek hüzünlenirler. Öyle organize bir hüzün ki bu... Bütün resim ve videoları atınca, hatıraları ve acıları da zihinlerinden çıkıp gidecekmiş gibi durur. Biraz-zamana-ihtiyacım-var ile kendimi-toparlamalıyım konseptine uygun; yerleri bilinir şekilde herkesten gizlenirler. Öyle düzenli bir kaos, öyle steril bir keder ve öyle soylu bir çaresizlik hali ki bu; hayatları biri tarafından özenle kaleme alınmış gibi... Bozmak istesem de bozamıyorum, hep o yan karakter kötü adam olarak kalıyorum.
Dorothea Tanning Üzerine
2 years ago
badmanin superman'e donusumunu de gormek ister deli gonul.
ReplyDelete